Kira Tespit Davası ve Kira Uyarlama Davası Nedir? Farkları ve Şartları
KİRA TESPİT DAVASI VE KİRA UYARLAMA DAVASI
1.Kira Tespit Davası Nedir ?
Kira tespit davası, mevcut kira bedelinin emsal kira değerlerine göre yeniden belirlenmesi
amacıyla açılan bir davadır. Hem kiraya veren hem de kiracı tarafından açılabilir. Kira tespit
davasının amacı 5 yılı dolduran kira sözleşmelerinde kiraya verenin yıl içinde kira bedellerini
TÜFE oranıyla değiştirmiş bulunduğu kira bedelleri sonucunda o bölgede bulunan emsal kira
bedellerine göre taşınmazının kira bedelinin çok düşük kalması sonucu kiraya verdiği taşınmazının
kira bedelini yükseltmek için açtığı dava türüdür. Bu kira tespit davasının açılmasıyla beraber kira
bedelinin yükseltildiği oran o bölgede bulunan emsal kira bedelleri göz önünde bulunarak belirlenir.
Kira tespit davasındaki amaç kira bedelinin piyasa koşullarına uygun şekilde belirlenmesini
sağlamak kiracının korunduğu kadar kiraya vereninde korunması sağlamaktır.Kiraya vereninde bu
süreçte korunarak dengeyi sağlamakla birlikte kira konusu taşınmaz için kira sözleşmesinin yeni
kira bedeli belirlenerek süreç ilerletilir.
Kira tespit davasıyla ilgili madde 6098 Sayılı Kanunun 344 ve 345. Maddelerinde
düzenlenmiştir.
MADDE 344 – Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin
anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre
değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira
sözleşmelerinde de uygulanır.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının
tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla
hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun
süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın
sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki
oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz
önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu
biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.
Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa 20/2/1930 tarihli ve 1567
sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, beş yıl
geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı
138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı
paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır.
MADDE 345- Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir.
Ancak, bu dava, yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açıldığı
ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin olarak kiracıya
yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen yeni kira dönemi sonuna kadar açıldığı
takdirde, mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren
kiracıyı bağlar.
Sözleşmede yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağına ilişkin bir hüküm varsa,
yeni kira döneminin sonuna kadar açılacak davada mahkemece belirlenecek kira bedeli de, bu yeni
dönemin başlangıcından itibaren geçerli olur.Kira tespit davası kira döneminin bitiminden önce açılabilir. Ancak kira döneminin
bitiminden 30 gün önce kiracıya yazılı bildirim yapılmışsa dava yeni kira döneminde de açılabilir.
Dava açıldığında mahkeme emsal kira bedellerini, taşınmazın bulunduğu bölgeyi ,binanın yaşı ve
özelliklerini, kullanım amacını, tarafların sunduğu delilleri değerlendirerek inceler. Değerlendirme
için yeterli inceleme mümkün olmamışsa mahkeme konuyla ilgili inceleme yapması için bilirkişi
atayabilir ve bilirkişi raporunu da değerlendirmesine dahil edebilir. Kira tespit davası için görevli
mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi
veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
2. Kira Uyarlama Davası Nedir?
Kira uyarlama davası kira sözleşmesi kurulurken taraflarca öngörülemeyen olağanüstü
durumlar nedeniyle sözleşmedeki kira bedellerinin veya diğer şartların yeniden düzenlenmesini
sağlamak amacıyla açılan davadır.
Kira uyarlama davası için bahsedilen olağanüstü durumlar; deprem, salgın gibi doğal afet
gibi olayları, çok yüksek oranda enflasyon artışı , dövizde olağanüstü artış durumları , ülkede
yaşanan ekonomik kriz, kiralaranın durumunu önemli ölçüde etkileyen olağanüstü beklenmedik
gelişmelerdir.
Kira uyarlama davası açılırken dayanılan kanun maddesi 6098 Sayılı Kanunun 138.
Maddesinde bahsedilen “aşırı if güçlüğü” durumudur.
MADDE 138- Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de
beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve
sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına
aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya
ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden
sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden
dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine
fesih hakkını kullanır.
Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.
Kira uyarlama davası , kiraya veren tarafından da kiracı tarafından da açılabilir. Mahkeme
öncelikle sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasının mümkün olup olmadığını inceler. Eğer
sözleşme yeni koşullara uygun değilse bu durumda kira da arttırıma veya kira bedelinde azalmaya
gidebilmektedir. Mahkeme durum koşullara göre kira sözleşmesinde bazı hükümlerde değişikliğe
gidebilir. Kira uyarlama davasında da yine görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi ‘dir. Kira
uyarlama davasında yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi , davalının yerleşim
yeri mahkemesi veya kira sözleşmesinin ifa edileceği yer mahkemesindir.
Mahkemenin ilk olarak üzerinde durduğu husus, sözleşmenin kurulmasından sonra meydana
gelen olağanüstü bir durumun bulunup bulunmadığıdır. Ekonomik krizler, yüksek enflasyon, döviz
kurlarındaki beklenmedik ve aşırı artışlar, doğal afetler, salgın hastalıklar veya benzeri olağanüstü
gelişmeler, uyarlama talebine dayanak oluşturabilecek olaylar arasında yer almaktadır. Ancak söz
konusu gelişmelerin, sözleşmenin kurulduğu tarihte taraflarca öngörülebilir nitelikte olmaması
gerekir.Mahkeme ayrıca ileri sürülen olağanüstü durumun sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya
çıkıp çıkmadığını da araştırır çünkü sözleşme yapılırken mevcut olan veya taraflarca bilinmesi
gereken koşullar sonradan ortaya çıkmış bir değişiklik olarak kabul edilmez. Bu nedenle, uyarlama
talebine dayanak yapılan olayın zamanlaması ve etkileri büyük önem taşır.
Bunun yanında, meydana gelen olağanüstü durumun davayı açan tarafın kusurundan
kaynaklanıp kaynaklanmadığı da değerlendirilir. Eğer ortaya çıkan ekonomik veya fiili güçlük
davacının kendi davranışlarının sonucu ise uyarlama talebinin kabul edilmesi mümkün
olmayacaktır. Uyarlama davasının amacı, tarafın kendi kusuruyla oluşturduğu olumsuzlukları
gidermek değil, öngörülemeyen gelişmeler nedeniyle bozulan sözleşme dengesini yeniden
sağlamaktır.
Mahkeme tarafından yapılan en önemli incelemelerden biri de aşırı ifa güçlüğünün oluşup
oluşmadığıdır. Bu kapsamda, sözleşmenin mevcut şartlarla devam ettirilmesinin davacı açısından
dürüstlük kuralına aykırı olacak derecede ağır bir sonuç doğurup doğurmadığı araştırılır. Başka bir
ifadeyle, sözleşme kurulurken var olan ekonomik denge ile dava tarihindeki ekonomik denge
arasında ciddi bir farklılık meydana gelip gelmediği değerlendirilir.
Mahkeme ayrıca sözleşmenin kurulduğu tarihteki ekonomik ve hukuki koşulları da dikkate
alır. Tarafların sözleşmeyi hangi şartlar altında imzaladıkları, kira bedelinin nasıl belirlendiği,
sözleşmenin süresi, taşınmazın niteliği ve tarafların beklentileri incelenerek sonradan ortaya çıkan
değişikliklerin sözleşme üzerindeki etkisi tespit edilir.
Karar aşamasında güncel ekonomik veriler de önemli bir rol oynar. Bu kapsamda enflasyon
oranları, TÜFE ve ÜFE verileri, döviz kurlarındaki değişimler, piyasa koşulları ve taşınmazın
bulunduğu bölgedeki kira bedelleri dikkate alınır. Böylece mahkeme, sözleşme dengesinin
gerçekten bozulup bozulmadığını objektif kriterler ışığında değerlendirme imkânı bulur.
Uygulamada mahkemeler çoğu zaman bilirkişi incelemesine başvurmaktadır. Bilirkişi
tarafından taşınmazın özellikleri, bulunduğu bölgenin ekonomik durumu, emsal kira bedelleri ve
ekonomik gelişmeler değerlendirilerek ayrıntılı bir rapor hazırlanır. Mahkeme, bu raporu diğer
delillerle birlikte değerlendirerek uyarlama koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda kanaate
ulaşır.
3.Kira Tespit Davası ve Kira Uyarlama Davası Arasındaki Farklar Nelerdir?
Kira tespit davası ile kira uyarlama davası, her ikisi de kira bedelinin yeniden belirlenmesine
yönelik olabilmekle birlikte, hukuki nitelikleri ve açılma şartları bakımından birbirinden farklıdır.
Kira tespit davasında temel amaç, mevcut kira bedelinin kanunda öngörülen kriterler ve taşınmazın
güncel rayiç değeri dikkate alınarak yeniden belirlenmesidir. Buna karşılık kira uyarlama davasında
amaç, sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan olağanüstü ve öngörülemeyen şartlar
nedeniyle taraflar arasındaki sözleşme dengesinin bozulması durumunda, kira bedelinin veya
sözleşme koşullarının yeni şartlara uyarlanmasını sağlamaktır.
Bu iki dava arasındaki en önemli farklardan biri, olağanüstü bir durumun bulunmasının
gerekip gerekmediğidir. Kira tespit davasının açılabilmesi için sözleşme dengesinin olağanüstü bir
olay nedeniyle bozulması şart değildir. Kira bedelinin emsal kira bedellerine göre düşük veya
yüksek kalması ve kira bedelinin yeniden belirlenmesinin kanuni şartlarının oluşması kira tespitdavası bakımından yeterlidir. Kira uyarlama davasında ise bundan farklı olarak, sözleşmenin
kurulmasından sonra ortaya çıkan ve taraflarca öngörülmesi beklenemeyecek olağanüstü bir
durumun bulunması gerekir.
Hukuki dayanakları bakımından da iki dava birbirinden ayrılmaktadır. Kira tespit davası
esas olarak Türk Borçlar Kanunu’nun 343 ve devamı maddelerinde düzenlenen kira bedelinin
belirlenmesine ilişkin hükümlere dayanırken, kira uyarlama davasının temel hukuki dayanağı Türk
Borçlar Kanunu’nun 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğüdür. Bu nedenle kira uyarlama
davasında yalnızca kira bedelinin piyasa koşullarına göre düşük veya yüksek olması yeterli
olmayıp, sözleşmenin mevcut koşullarda taraflardan biri açısından çekilmez veya katlanılamaz hale
gelmesine yol açan şartların ortaya çıkması aranır.
Mahkemenin yaptığı inceleme bakımından da önemli farklılıklar bulunmaktadır. Kira tespit
davasında mahkeme öncelikle taşınmazın bulunduğu bölgedeki emsal kira bedellerini, taşınmazın
konumunu, büyüklüğünü, niteliğini, kullanım şeklini, fiziksel özelliklerini ve kira bedelinin
belirlenmesinde dikkate alınması gereken diğer objektif unsurları değerlendirir. Kira uyarlama
davasında ise mahkemenin incelemesi daha farklı bir noktaya yönelir. Mahkeme, sözleşmenin
kurulmasından sonra olağanüstü bir değişiklik meydana gelip gelmediğini, bu değişikliğin taraflarca
öngörülmesinin mümkün olup olmadığını, değişikliğin taraflardan kaynaklanıp kaynaklanmadığını
ve bu gelişmenin taraflar arasındaki edim dengesini aşırı ölçüde bozup bozmadığını değerlendirir.
Sonuçları bakımından da iki dava arasında farklılık vardır. Kira tespit davasında mahkeme,
kanuni şartların oluşması halinde taşınmaz için geçerli olacak kira bedelini belirler. Burada temel
mesele, kira bedelinin hukuki ve ekonomik kriterler çerçevesinde yeniden tespit edilmesidir. Kira
uyarlama davasında ise mahkemenin amacı yalnızca rayiç kira bedelini belirlemek değildir.
Mahkeme, bozulan sözleşme dengesini yeniden kurmaya yönelik olarak kira bedelini artırabilir
veya azaltabilir ve somut olayın özelliklerine göre sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasına karar
verebilir.
İzmir’de bulunan hukuk ofisimiz, şirketinizin mali durumunu analiz ederek size en
uygun yol haritasını çizmek için hazırdır. Daha fazla detay ve ön değerlendirme için
bizimleniletişime geçebilirsiniz.
Web sitemizdeki tüm makale ve içerikler Dağlı Hukuk ve Arabuluculuk ‘a aittir.
Sitemizdeki makalelerin tüm hakları saklıdır; kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir
şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.
DAĞLI HUKUK & ARABULUCULUK
