Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir? Şartları ve Süreci
TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI
Tapu iptal ve tescil davası, taşınmazın tapu sicilinde gerçek hak sahibinden farklı bir
kişi adına kayıtlı olduğu veya mevcut tapu kaydının hukuki gerçekliğe aykırı bulunduğu
iddiasına dayanan önemli bir dava türüdür. Bu davanın temel amacı, hukuka aykırı veya
gerçek hak durumunu yansıtmayan tapu kaydının iptal edilerek taşınmazın gerçek hak
sahibi adına tescil edilmesini sağlamaktır.
Ancak her tapu sicili hatası tapu iptal ve tescil davasının konusunu oluşturmaz.
Örneğin tapu kaydında doğru kişi malik olarak gösterilmiş olmakla birlikte kişinin adı,
soyadı, baba adı, yüzölçümü veya benzeri bilgilerde maddi bir hata bulunuyorsa, somut
olayın niteliğine göre tapu iptal ve tescil davası yerine tapu kaydının düzeltilmesi yoluna
başvurulması gerekebilir.Bu nedenle tapu iptal ve tescil davası ile tapu kaydının
düzeltilmesi davası arasındaki temel farkın doğru ortaya konulması önemlidir. Tapu
kaydında malik olan kişinin aslında gerçek hak sahibi olmadığı ileri sürülüyorsa tapu
iptal ve tescil davası gündeme gelirken, gerçek hak sahibi aynı kişi olmakla birlikte kayıtta
yalnızca maddi veya kimlik bilgilerinde hata bulunuyorsa tapu kaydının düzeltilmesi söz
konusu olabilir.
Tapu iptal ve tescil davalarının uygulamada en sık karşılaşılan sebeplerinden biri
muris muvazaasıdır.Muris muvazaası, miras bırakanın, mirasçılarından bir veya
birkaçından mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirdiği işlemin gerçek niteliğini gizleyerek
başka bir hukuki işlem görünümü vermesi durumudur.Örneğin miras bırakanın gerçekte
taşınmazını bir mirasçısına bağışlamak istemesine rağmen, diğer mirasçıların miras
haklarını bertaraf etmek amacıyla işlemi tapuda satış olarak göstermesi muris muvazaası
iddiasına konu olabilir.Bu durumda tapuda görünüşte bir satış işlemi bulunmasına rağmen
tarafların gerçek iradesinin bağışlama olduğu ileri sürülmektedir. Dolayısıyla uyuşmazlığın
çözümünde yalnızca tapu senedinde yazan “satış” ibaresine bakılması yeterli olmayıp,
işlemin gerçek amacı ve tarafların iradesi araştırılmaktadır.
Tapu kaydının bir başka kişinin adına geçirilmesine neden olan hukuki işlemin hile
(aldatma) sonucunda gerçekleştirilmiş olması da tapu iptal ve tescil taleplerinin
dayanaklarından biri olabilir.Burada kişinin gerçek iradesi, karşı tarafın aldatıcı davranışları
sonucunda sakatlanmaktadır. Örneğin bir kişiye başka bir belge imzalatıldığı söylenerek
gerçekte taşınmazın devrine ilişkin bir belge imzalatılması veya kişinin yanlış
yönlendirilerek taşınmazını devretmesi hile iddiasına konu olabilir.
Hileli davranışın aynı zamanda ceza hukuku bakımından suç oluşturup oluşturmadığı
ise ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle olayın niteliğine göre dolandırıcılık veya başka bir
suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı gündeme gelebilir. Ancak her hileli tapu işleminin
otomatik olarak suç teşkil edeceği söylenemez; ceza hukuku bakımından ayrıca suçun
kanuni unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi gerekir.
Bu noktada ayrıca belirtmek gerekir ki, TCK m. 155 güveni kötüye kullanma suçunu,
dolandırıcılık suçu ise esas olarak TCK m. 157 ve devamındaki hükümleri düzenlemektedir.Tapu işleminin yapılması sırasında meydana gelen hata, bazı durumlarda tapu iptal
ve tescil davasına, bazı durumlarda ise tapu kaydının düzeltilmesine ilişkin bir uyuşmazlığa
neden olabilir.Burada yapılması gereken ilk ayrım, hatanın kaydın malikine mi yoksa
yalnızca kayıttaki bir bilgiye mi ilişkin olduğunun belirlenmesidir.Örneğin gerçek malik A
kişisi olmasına rağmen çeşitli nedenlerle tapuda B kişisinin malik olarak gösterilmesi
halinde, somut olayın hukuki sebebine göre tapu iptal ve tescil davası gündeme
gelebilir.Buna karşılık tapuda malik olarak doğru kişi gösterilmiş olmakla birlikte bu kişinin
adında, soyadında veya kimlik bilgilerinde maddi bir yanlışlık bulunuyorsa, uyuşmazlığın
tapu kaydının düzeltilmesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Tapu devrine ilişkin işlemin yapıldığı tarihte kişinin hukuki işlem ehliyetinin
bulunmaması veya işlem iradesini sağlıklı şekilde oluşturmasını engelleyen bir durumun
mevcut olması da tapu iptal ve tescil uyuşmazlıklarına neden olabilir.Özellikle ileri yaştaki
veya sağlık sorunları bulunan kişilerin gerçekleştirdiği taşınmaz devirlerinde, işlem
tarihinde kişinin hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı önem kazanabilir.Burada
önemli olan husus, kişinin genel sağlık durumundan ziyade işlemin gerçekleştirildiği tarihteki
hukuki işlem ehliyetinin değerlendirilmesidir.
Tapu iptal ve tescil davalarının en temel hukuki dayanaklarından biri yolsuz
tescildir.Tapu sicilindeki bir tescilin geçerli bir hukuki sebebe dayanmaması veya mevcut
hukuki durumu yansıtmaması halinde yolsuz tescilden söz edilmesi gündeme
gelebilir.Örneğin; geçersiz bir sözleşmeye dayanılarak tescil yapılması, sahte belge
kullanılması, geçersiz vekaletnameyle taşınmazın devredilmesi, hukuken geçersiz bir işlem
sonucunda taşınmazın başka bir kişi adına geçirilmesi gibi durumlarda yolsuz tescil söz
konusu olabilir.Bu durumda gerçek hak sahibi, somut olayın hukuki niteliğine göre tapu
kaydının iptali ile taşınmazın kendi adına tescilini talep edebilir.
Tapu iptal ve tescil davalarının bir diğer dayanağı inançlı işlemlerden kaynaklanan
uyuşmazlıklardır. İnançlı işlemde, taraflar arasında belirli bir güven ilişkisi bulunmakta ve
taşınmazın belirli bir amaçla veya belirli şartlarla başka bir kişi adına geçirilmesi söz
konusu olabilmektedir. Örneğin bir kişinin, belirli bir güven ilişkisi kapsamında taşınmazını
başka bir kişi adına devretmesi; taraflar arasındaki anlaşmaya göre belirli şartların
gerçekleşmesi halinde taşınmazın kendisine geri verilmesinin kararlaştırılması
mümkündür.Ancak bu tür davalarda taraflar arasında gerçekten bir inançlı işlem bulunup
bulunmadığının ispatlanması gerekir. Bu nedenle yazılı belgeler, sözleşmeler, taraflar
arasındaki yazışmalar, banka kayıtları ve somut olayın diğer özellikleri önem taşımaktadır.
Taşınmaz malikinin bir başka kişiye taşınmazını satması veya devretmesi amacıyla
vekâlet vermesine rağmen, vekilin kendisine verilen yetkiyi vekâlet verenin
menfaatlerine aykırı şekilde kullanması da tapu iptal ve tescil davasına konu olabilir.
.
Tapu iptal ve tescil davalarının bir başka önemli kaynağı kadastro işlemlerinden
doğan uyuşmazlıklardır. Kadastro sırasında taşınmazın gerçek hak sahibinden farklı bir
kişi adına tespit edilmesi veya kişinin mevcut hakkının kadastro işlemi sonucunda tapuya
doğru şekilde yansıtılmaması çeşitli uyuşmazlıklara yol açabilir.Ancak kadastrodankaynaklanan davalarda süreler son derece önemlidir. Özellikle kadastro öncesi hukuki
sebeplere dayanılması halinde kanunda öngörülen hak düşürücü sürelerin geçirilip
geçirilmediğinin mutlaka incelenmesi gerekir.
Tapu iptal ve tescil davasında davacının, tapu kaydının neden hukuka aykırı
olduğunu ve kendisinin taşınmaz üzerinde neden hak sahibi olduğunu ortaya koyması
gerekir. Bu kapsamda tapu kayıtları, resmi senetler, sözleşmeler, vekaletnameler, mirasçılık
belgeleri, banka kayıtları, sağlık kayıtları, tanık anlatımları, bilirkişi raporları ve keşif gibi
çeşitli delillerden yararlanılabilir.Delillerin niteliği, davanın hangi hukuki sebebe
dayandığına göre değişiklik gösterir. Örneğin muris muvazaasına dayalı bir davada miras
bırakanın gerçek iradesi, taşınmazın değeri ve aile içindeki ilişkiler önem kazanırken,
ehliyetsizlik iddiasında işlem tarihindeki sağlık durumu ve tıbbi belgeler daha belirleyici
olabilir.Bu nedenle tapu iptal ve tescil davalarında yalnızca genel bir iddianın ileri sürülmesi
yeterli değildir. İddianın hukuki sebebiyle uyumlu delillerle desteklenmesi gerekir.
Tapu iptal ve tescil davası devam ederken taşınmazın üçüncü bir kişiye devredilmesi
ihtimali bulunuyorsa, davacının hukuki menfaatini korumak amacıyla ihtiyati tedbir talep
edilmesi gündeme gelebilir.Özellikle uyuşmazlık konusu taşınmazın yeniden devredilmesi
halinde ortaya çıkabilecek yeni hukuki sorunların önlenmesi bakımından dava açılırken
tedbir talebinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi önemlidir.Mahkeme, ihtiyati
tedbir talebini somut olayın özellikleri, ileri sürülen hakkın niteliği ve mevcut deliller
çerçevesinde değerlendirir.
İzmir’de bulunan hukuk ofisimiz, şirketinizin mali durumunu analiz ederek size en
uygun yol haritasını çizmek için hazırdır. Daha fazla detay ve ön değerlendirme için
bizimleniletişime geçebilirsiniz.
Web sitemizdeki tüm makale ve içerikler Dağlı Hukuk ve Arabuluculuk ‘a aittir.
Sitemizdeki makalelerin tüm hakları saklıdır; kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir
şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.
DAĞLI HUKUK & ARABULUCULUK
