Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi Nedir?

SUÇ VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ

Suçta ve cezada kanunilik ilkesi uygulaması suçun ve cezanın kanuna bağlı bir şekilde uygulanmasını

açıkça ifade eden bir tanımdır.Kanunsuz suç ve ceza olmaz çünkü kanunsuz olarak suç ve ceza

uygulanması durumu devletin ve idarenin keyfiliğine yol açarak insanların haksız yere

cezalandırılmasına veya cezalandırılması gerekiyorken serbest kalmasına sebep olabilir. Bu sebeple

devletin keyfiliğini önlemek herkese gereken cezayı veya özgürlüğü sağlamak amacıyla bulunan bir

ilkedir. Kimse suç olarak kabul edilmeyen bir fiilden dolayı cezalandırılamaz bu sebeple yasama organı

tarafından oluşturulan kanunlar çerçevesinde cezalandırılma yapılması gerekmektedir. Cezalandırılma da

belli çerçeveden çıkamamalıdır ceza kanunda belirlenen ölçüde uygulanmalıdır. Daha hafif bir ceza veya

daha ağır bir cezada olmamalıdır tam olarak ölçüsünde uygulanmalıdır. Devlet kanunların doğru bir

şekilde uygulanmasını sağlamalıdır. Devlet kanunları suç ve ceza üzerinde uygulayabilirken idarenin bu

konuda yetkileri daha hafiftir hapis olarak cezalandırma yetkisine sahip değildir ancak idareninde idari

para cezası olarak cezalandırdığı durumlar mevcuttur ve bunlarda da cezaların yine kanunilik ilkesi

çerçevesinde gerçekleşmesi gerekmektedir aksi takdirde bu durum insanların haksız olarak

cezalandırılmasına sebep olacaktır ve adalet sistemini yanıltarak topluma zarar vericektir. Topluma zarar

gelmesi bu açıdan çok sıkıntılı bir durum olmaktadır çünkü bu kanunlarda insan için toplum için düzen

için bu sebeple kanunların disiplinli ölçülü doğru ve keyfi gerçekleştirelemeyecek şekilde uygulanması

şarttır.

Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi hukuk için en temel ilkelerden biridir. Bu temel ilkenin çerçevesinde

uygulamayla birlikte oluşan başka ilkeler vardır. Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin sonuçlarıyla

doğan ilkelerden biride belirlilik ilkesidir. Belirlilik ilkesi suç ve cezanın belirli bir şekilde bulunmasını

yasama tarafından belirlenerek topluma bildirilmesini herkese açık bir şekilde bulunmasını ifade eder.

Bir diğer kanunilik ilkesine bağlı olan ilke ise kıyas yasağıdır. Kıyas yasağından anlaşılması gereğince

ceza kanununda suç olarak sayılan bir fiili işlemiş ancak ona yakın bir fiili işlemiş olan kimse kıyasa tabii

tutularak cezalandırılmamalıdır. Ve son olarak bağlantılı olarak uygulanan ilke ise ceza kanunlarının

geçmişe yürümemesi olarak ifade edilebilir. Ceza kanunlarının geçmişe yürümemesi ilkesi ise işlendiği

tarihte suç sayılmayan bir eylem daha sonrasında suç olarak kabul edildiğinde ceza verilemez çünkü

dediğimiz gibi bu kanunlar eylemin gerçekleştiği tarihte suç sayılmıyordu ve kanunlarda yazmıyordu

kişi suç olarak belirlenmeyen ve topluma açıkça yansıtılmayan fiilerden sorumlu tutulamaz

cezalandırılamaz. Suç ve cezanın yasama organı tarafından belirli olması uygulanması tek başına yeterli

değildir. Ayrıca bu suç ve cezaların toplum tarafından açık bir şekilde gözlemlenebilir olması

gerekmektedir. Gözlemlemlenebilir olmalı ki insanlar yaptıkları fiilerin suç olduğunu bilerek o fiili

gerçekleştirmiş olsun çünkü insan bilmediği bir şeyden cezalandırılması adaleti yanıltır. Günümüzde

kanunlar tüm topluma açık bir şekilde yayınlanıyor olup kişilerin işledikleri fillerden cezalandırılırken o

fiilin suç olduğunu bilmese dahi bilmesi gerektiği açık bir şekilde göz önünde bulundurularak ceza verilir.

Ceza hukukunda suç teşkil eden haksızlığın temelini, failin gerçekleştirdiği fiilin kanunda öngörülen suç

tipine uygun olması oluşturur. Bir davranışın haksızlık niteliği; hareket, netice ve diğer maddi unsurlar

bakımından suç tipinde soyut şekilde belirlenmiştir. Somut olayda gerçekleştirilen fiilin, kanuni

düzenlemede yer alan bu unsurlarla örtüşmesi halinde tipiklik gerçekleşmiş sayılır. Dolayısıyla tipiklik,

suçun varlığının tespitinde ilk değerlendirme aşamasını oluşturmakta ve fiilin ceza hukuku bakımından

önem taşıyıp taşımadığını belirlemektedir.

Tipiklik kavramı, suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır. Anayasa m.38/1 ile Türk

Ceza Kanunu m.2/1 ile güvence altına alınan kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi uyarınca, ancak kanunda

açıkça suç olarak tanımlanan fiiller nedeniyle cezai sorumluluk doğabilir. Bu ilke, hangi davranışlarınsuç oluşturduğunu önceden belirleme yükümlülüğünü kanun koyucuya yüklemekte; bireylerin ise hukuki

durumlarını öngörebilmelerine imkân sağlamaktadır. Bu nedenle kanunda suç olarak tanımlanmayan bir

fiilin cezalandırılması mümkün değildir.

Anayasa m. 38/1

“Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;

kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.”

TCK m. 2/1

“Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.

Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine

hükmolunamaz.”

Tipikliğin temel işlevlerinden biri, ceza hukuku bakımından önem taşıyan davranışları hukuken önemsiz

hareketlerden ayırmaktır. Kanun koyucu tarafından oluşturulan her suç tipi, hukuk düzeninin belirli bir

davranışa ilişkin olumsuz değerlendirmesini ifade eder. Başka bir ifadeyle, suç tipleri yalnızca

cezalandırılabilir fiilleri tanımlamakla kalmaz; aynı zamanda hangi davranışların hukuk düzenince

yasaklandığını da ortaya koyar. Bu yönüyle hareket, tipiklik değerlendirmesinin konusunu oluşturur.

Bunun yanında hukuka aykırılık ve kusurluluk incelemelerinin de konusu yine failin gerçekleştirdiği

harekettir. Ancak suçun unsuru olarak ifade edilen tipiklik, dar anlamda tipiklik veya haksızlık tipi olarak

adlandırılmaktadır. Her suç tipini diğerlerinden ayıran ve o suça özgü haksızlık içeriğini belirleyen

unsurlar, dar anlamda tipikliğin kapsamını oluşturur. Haksızlık tipinin temel fonksiyonu, yasaklanan

davranışın karakteristik özelliklerini ortaya koyarak her suç tipine kendine özgü bir yapı kazandırmaktır.

Bu çerçevede kanunda yer alan her suç tanımı, cezalandırılabilir haksızlığın özel bir görünümünü ifade

eder. Kanuni tip, tipik haksızlığı oluşturan bütün unsurları sistematik biçimde bir araya getirirken, aynı

zamanda kanun koyucunun cezaya değer gördüğü davranış modellerini de belirlemektedir. Tipikliğin bu

yönü, bireylerin hangi davranışlardan kaçınmaları gerektiğini önceden bilmelerini sağlayan bir uyarı

işlevi de görmektedir.

İzmir’de bulunan hukuk ofisimiz, şirketinizin mali durumunu analiz ederek size en uygun yol haritasını

çizmek için hazırdır. Daha fazla detay ve ön değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DAĞLI HUKUK VE ARABULUCULUK

Leave a Comment