12. Yargı Paketi Tüm Detaylar – İzmir Avukat – Dağlı Hukuk

12.YARGI PAKETİ HAKKINDA

12.Yargı Paketi, 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu tarafından kabul

edilmiş olup 30 Temmuz 2026 tarihinde Resmi Gazete ‘ de yayınlanmakla yürürlüğe

girmiştir.

12.Yargı Paketinde yer alan konular IBAN/hesap kullandırma düzenlenmesi, miras

kalan taşınmazların satışı, icra satışları ,noterlik işlemleri , idari yargıda tek hakim

uygulaması ,istinaf ve temyiz sınırları , Danıştay düzenlemesi ,adli tıp kurumu ,hakim ve

savcı yardımcıları, bilirkişilik uygulaması ,kanuni faiz düzenlenmesi ,borçlar hukuku

tazminat hükümleri ,vesayet altındaki kişilerin malları gibi konular yer almaktadır.

12.Yargı Paketinde yer almayan konular ise genel af, genel ceza indirimi ,kapsamlı

infaz indirimi ,yeni denetimli serbestlik düzenlemesi konularıdır.

1.MİRAS KALAN TAŞINMAZLARIN SATIŞINA İLİŞKİN DÜZENLEME

Düzenleme ile miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle

giderilmesine ilişkin açık artırma usulü değiştirilmektedir. Buna göre, ilk açık artırma

yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacak ve tekliflerin taşınmazın kıymetinin

tamamı ile satış masraflarını karşılayacak düzeyde olması gerekecektir. İlk ihalede alıcı

çıkmaması hâlinde ise ikinci açık artırma genel hükümlere göre herkese açık olarak

gerçekleştirilecektir.Bu düzenleme ile mirasçıların mülkiyet hakkının korunması ve

taşınmazın öncelikle mirasçılar arasında kalmasının sağlanması amaçlanmaktadır.

Ayrıca, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde pay sahiplerinin teminat yatırma muafiyeti

kaldırılmaktadır. Böylece pay sahiplerinin de diğer katılımcılar gibi teminat yatırarak ihaleye

katılması zorunlu olacak, teminat muafiyetinin kötüye kullanılması ve ihalenin kasıtlı olarak

sonuçsuz bırakılması önlenecektir.

Bu değişikliğin temel amacı; açık artırmalarda kötü niyetli davranışları önlemek,

ihalelerin sonuçsuz kalmasını engellemek, mirasçıların mülkiyet haklarını korumak ve satış

süreçlerinin daha güvenli, hızlı ve etkin şekilde tamamlanmasını sağlamaktır.

2.NOTERLİK İŞLEMLERİNE İLİŞKİN DÜZENLEME

MADDE 3- (…)Düzenlemeyle, noterlik evrak ve defterlerinin gizliliği korunarak,

bunların mahkeme, sulh ceza hâkimliği. Cumhuriyet başsavcılığı ve soruşturmaya yetkili

mercilere gönderilmesine ilişkin mevcut uygulamanın kolaylaştırılması sağlanmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasında yapılan düzenleme uyarınca, noterlik evrak ve defterleri

mahkeme, sulh ceza hâkimliği ve Cumhuriyet başsavcılıklarınca veya resmî daireler

tarafından yahut konusu da belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan

kimselerce incelenebilecektir”3.DANIŞTAY DÜZENLEMESİ

Düzenleme ile Danıştayın daire sayısının on iki daireden on daireye indirilmesi için

öngörülen son süre dört yıl uzatılmaktadır. Daha önce istinaf sisteminin yürürlüğe

girmesiyle iş yükünün azalacağı öngörülmüş ve daire sayısının 23 Temmuz 2026’ya kadar

ona düşürülmesi planlanmıştı. Ancak mevcut iş yükü dikkate alınarak bu sürenin 23

Temmuz 2030’a kadar uzatılması amaçlanmaktadır.

4.İDARİ YARGIDA TEK HAKİM UYGULAMASI

İdare ve vergi mahkemeleri kural olarak heyet halinde çalışmakla birlikte, konusu

belirli bir parasal sınırı aşmayan iptal ve tam yargı davaları tek hâkim tarafından karara

bağlanabilmektedir. 2026 yılı itibarıyla bu parasal sınır 486.000 TL olarak uygulanmaktadır.

Düzenlemenin amacı, niteliği gereği heyet tarafından değerlendirilmesini gerektirmeyen

uyuşmazlıkların tek hakim tarafından sonuçlandırılmasını sağlayarak yargılamanın daha

hızlı, etkin ve verimli şekilde yürütülmesine katkı sağlamaktır.

5.HAKİM VE SAVCILARA İLİŞKİN DÜZENLEME

(…)Düzenlemeyle, hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle

çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulması halinde uyarma cezası

verileceği açıkça hükme bağlanmaktadır.

Hâkimlik ve savcılık mesleğinin temel unsurlarından biri, uyuşmazlıkların hukuki

bilgi ve değerlendirmeyle çözümlenmesidir. Yargılama faaliyetinde bilirkişiye başvuru,

teknik veya özel bilgi gerektiren hâllerle sınırlı olup, hukuki nitelendirme ve değerlendirme

yetkisi münhasıran hâkim ve savcıya aittir. Bu itibarla, bilirkişilik müessesesine amacına

uygun olarak başvurulmasını sağlamak, hâkim ve savcıların yargılama faaliyetindeki asli

rolünü güçlendirmek ve yargılamaların etkin, hızlı ve ekonomik şekilde yürütülmesine

katkıda bulunmak amacıyla; bilirkişi seçimi ve görevlendirilmesi sırasında kanuni kurallara

aykırı davranılması yanında, hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle

çözümlenebilecek konularda bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına

bağlanmaktadır.”

6.MAHKEMEDEN VERİLERİN SİLİNMESİ TALEBİ

Madde ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 80 inci maddesi, Anayasa

Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda yeniden düzenlenerek moleküler genetik inceleme

sonucunda elde edilen kişisel verilerin saklanması, kullanılması ve imhasına ilişkin

güvenceler kanunla açıkça belirlenmektedir. Buna göre, genetik inceleme sonuçları kimlik

bilgilerinden arındırılmış şekilde özel bir sisteme kaydedilecek ve bir örneği delil olarak

dosyada saklanacaktır. Kovuşturmaya yer olmadığı, beraat veya ceza verilmesine yer

olmadığı kararlarının kesinleşmesi hâlinde bu veriler derhal; mahkûmiyet, davanın reddi

veya düşmesi gibi diğer hâllerde ise kararın kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl sonraCumhuriyet savcısının huzurunda imha edilecektir. Ayrıca, verinin saklanmasını gerektiren

sebebin ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması hâlinde ilgili kişinin hâkim veya

mahkemeden verilerinin silinmesini talep edebilmesi öngörülmektedir. Düzenleme ile bu

verilerin yalnızca yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturmalarda maddi gerçeğin ortaya

çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararıyla

kullanılabileceği hüküm altına alınmakta; kayıt, saklama, kullanım ve imha usullerinin ise

Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı tarafından ortak çıkarılacak yönetmelikle

belirlenmesi öngörülmektedir.

7.HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI HAKKINDA DEĞİŞİKLİK

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun, işkence ve eziyet

suçları ile kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi

kapsamında kötü muamele niteliğinde kabul edilen suçlar bakımından uygulanamayacağı

açıkça hüküm altına alınmaktadır. Böylece, bu suçlarda failler hakkında fiille orantılı ceza

verilmesi ve mağdurların haklarının korunmasına yönelik anayasal güvencelerin

güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, Anayasa Mahkemesince iptal edilen ve 231 inci

maddenin uygulanmasıyla bağlantılı diğer hükümler de yeniden düzenlenerek hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kanuni çerçevesi hukuki güvenlik ve belirlilik

ilkelerine uygun şekilde yeniden oluşturulmaktadır.

8.KAÇAK SANIĞIN YENİDEN YARGILANMA HAKKI

Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmesi hâlinde, sanığa savunma

hakkını kullanmak istediğini bildirerek mahkemede bizzat hazır bulunması şartıyla

yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkı tanınmaktadır. Böylece, kaçak sanığın

yargılamadan kaçma iradesinin bulunmadığını veya savunma hakkından geçerli şekilde

feragat etmediğini ileri sürebilmesine ve savunmasını mahkeme huzurunda yaparak yeniden

yargılanabilmesine imkân sağlanmakta, savunma hakkı ile adil yargılanma güvenceleri

güçlendirilmektedir.

9.TAZMİNAT HÜKÜMLERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİK

Madde ile, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesine yeni fıkralar

eklenerek, destekten yoksun kalma ve çalışma gücünün azalması veya kaybından doğan

tazminatlarda faiz uygulanmasına ilişkin esaslar yeniden düzenlenmektedir.Gelecekte elde

edilmesi varsayılan kazançlara dayanılarak hesaplanan tazminatın tamamına olay tarihinden

itibaren faiz işletilmesinin yol açtığı ağır sonuçların giderilmesi amaçlanmaktadır. Buna

göre, zarar görenin veya desteğin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat

miktarına olay tarihinden itibaren, kazancın belirlenemediği ve geleceğe yönelik

varsayımlara dayanan dönem için hesaplanan tazminat miktarına ise karar tarihindenitibaren kanuni faiz uygulanacaktır. Ayrıca, karar verilmeden önce yapılan ödemelerin

hükmedilecek tazminattan nasıl mahsup edileceğine ilişkin uygulamadaki farklılıkların

giderilmesi amacıyla mahsup yöntemlerine yönelik düzenleme yapılmaktadır. Bu

değişikliklerle, tazminat hesaplamalarında daha dengeli ve hakkaniyete uygun bir faiz

uygulamasının sağlanması amaçlanmaktadır.

“MADDE 1- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011

tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı

sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının

önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının

yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31

Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci

yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur,”

10.BELİRSİZ ALACAK DAVASININ KALDIRILMASI

Madde ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci maddesinde

düzenlenen belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmaktadır. Belirsiz alacak davasının

uygulanmasında, hangi alacakların bu kapsamda değerlendirileceği konusunda ortaya çıkan

tereddütlerin yargılamaların uzamasına neden olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, Anayasa

Mahkemesinin kararlarında, belirsiz alacak davası şartları oluşmadığı gerekçesiyle bu

şekilde açılan davaların reddedilmesinin hak arama özgürlüğünü ihlal edebileceği ifade

edilmiştir. Düzenlemeyle, belirsiz alacak davasının sağladığı hukuki yararın kısmi dava

yoluyla karşılanması amaçlanmaktadır. Buna göre, kısmi dava açan tarafa, ıslah yoluna

başvurmaksızın bir defaya mahsus olmak üzere alacağın kalan kısmını talep etme imkânı

getirilecek ve zamanaşımının dava açıldığı tarihten itibaren kesileceği kabul edilecektir. Bu

nedenle belirsiz alacak davasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmaktadır.

11.DAVALARDA YARGILAMA SÜRESİNİN UZADIĞI GEREKÇESİYLE

DURUŞMA ARALARININ 3 AYDAN UZUN SÜRMEMESİNE İLİŞKİN

DÜZENLEME

“(…)Davaların makul bir sürede sonuçlandırılarak söz konusu temel hakkın daha

etkin bir şekilde hayata geçirilmesi için düzenleme yapılmaktadır. Buna göre, hukuk

yargılamasında yazılı yargılama usulüne tabi davalarda kural olarak duruşma aralarının üç

aydan fazla olamayacağı düzenlenmektedir. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin

uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim

gerekçesini belirterek üç aydan daha uzun bir süre için de duruşma günü belirleyebilecektir.

Söz konusu düzenlemenin bir benzeri basit yargılama usulünde de bulunmaktadır.

Böylelikle, hâkimin dosyadan uzaklaşmadan daha çabuk inceleme yapıp, sağlıklı bir karar

vermesi mümkün olabilecektir. Hâkimin, duruşma gününü üç aydan sonraya talik edebilmesi

ancak zorunlu haller bakımından kabul edilmiş olup, erteleme gerekçesinin duruşma

tutanağında belirtilmesi gereklidir. Gerekçede soyut ve genel açıklamalara değil, somut ve

olaya uygun vakıalara yer verilmesi gerekmektedir. Düzenlemeyle yargılamalarınhızlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması ve makul sürede yargılanma hakkının daha

etkin biçimde temini amaçlanmaktadır.”

12.İBAN/HESAP KULLANDIRMA DÜZENLEMESİ

12.Yargı Paketi kapsamında, kamuoyunda “IBAN dolandırıcılığı” veya “IBAN

mağdurları” olarak ifade edilen durumlara ilişkin olarak Türk Ceza Kanununun 158 inci

maddesinde düzenleme yapılmaktadır. Düzenlemeyle, dolandırıcılık veya nitelikli

dolandırıcılık suçuna katılımı yalnızca kendisine veya başkasına ait banka hesabı, kredi

kartı, ödeme aracı ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık

hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesapların kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçları başkasına

vermekle sınırlı kalan kişiler bakımından özel bir ceza indirimi öngörülmektedir. Buna göre,

kişinin fiilinin yalnızca hesap veya ödeme aracını kullandırma eyleminden ibaret olduğunun

tespit edilmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilebilecektir. Düzenleme ile, asıl

dolandırıcılık faaliyetini gerçekleştiren kişiler ile yalnızca hesabını kullandırarak suça

iştirak eden kişiler arasında kusur ve fiilin ağırlığı bakımından ayrım yapılması

amaçlanmaktadır. Ancak bu hüküm, hesabını kullandıran herkesin otomatik olarak

sorumluluktan kurtulacağı veya af getirildiği anlamına gelmemekte olup, kişinin suç kastı,

olay içindeki rolü ve katkısının kapsamı mahkeme tarafından değerlendirilecektir.

İzmir’de bulunan hukuk ofisimiz, şirketinizin mali durumunu analiz ederek size en

uygun yol haritasını çizmek için hazırdır. Daha fazla detay ve ön değerlendirme için bizimle

iletişime geçebilirsiniz.

DAĞLI HUKUK & ARABULUCULUK

Leave a Comment