KİRA SÖZLEŞMESİNİN FESHİ VE TAHLİYE DAVASI NASIL AÇILIR? – İZMİR KİRA SÖZLEŞMESİ AVUKATI
KİRA SÖZLEŞMESİNİN FESHİ VE TAHLİYE DAVASI
Kira sözleşmesi taraflar arasında malik olan (kiraya veren) ve kiracı arasında kurulan
bir sözleşme çeşididir. Bu sözleşme gereğince kiracı ve kiralayan arasında belli sözleşme
şartları göz önünde bulundurularak kiracıya oturma (sükuna hakkı) sağlanır bu hak
sayesinde malik kiraladığı taşınmaz hakkında sadece çıplak mülkiyete sahiptir. Kiralayan
malikin çıplak mülkiyete sahip olması dolaysıyla taşınmazda bulunma oturma hakları
elinden alınmıştır. Bu kira sözleşmesi belirli veya belirsiz süreli olarak
kararlaştırılabilmektedir. Ancak sözleşme tarafları süre belirli olsun veya olmasın sözleşme
maddelerine uymak, sözleşme hükümlerinde açıklama bulunmayan hallerde Türk Hukukunu
uygulamak ve toplum kültürümüzün getirdiği örf adete uygun davranmak zorundadır.
Bizim için bu kira sözleşmelerinde belirli ve belirsiz süreli olması kira sözleşmesinin
feshi ve tahliye davası açısından önemlidir. Kira sözleşmeleri konut ve çatılı iş yeri kiraları
ve olağan kiralar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Öncelikle konut ve çatılı iş yerlerinde
tahliye davası açmak için nasıl bir yol izlenebileceğini inceleyelim.
FESHİH BİLDİRİMİ İLE KİRA SÖZLEŞMESİNİ SONA ERDİRME
Öncelikle konut ve çatılı iş yerlerinde kira sözleşmesi genelde 1 yıllık kurulur ancak
kaç yıllık kurulduysa süre dolmadan en az 15 gün öncesine sözleşmeyi feshedeceğini
bildirmesi gerekir.Kiracının 15 gün önceden bildirmeyle sözleşmeyi sona erdirme hakkı
vardır. Eğer en az 15 gün önceden sözleşmenin feshedebileceğini bildirmezse sözleşme bir
yıl kadar daha uzatılmış sayılır ve feshetme imkanı ortadan kalkar.Sözleşme süresinin
uzamasıyla beraber 1+10 yıla kadar uzama devam eder ve 10 yıl boyunca sözleşmeyi fesih
bildirimi ile feshedilemez hale getirir kanun koyucu kiracıyı korur.Belirsiz süreli kira
sözleşmelerinde kiracı, genel hükümlere göre her zaman fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona
erdirebilir.
MADDE 347- Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin
süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı
koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak
sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi
izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla,
herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.
Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın
başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi
sona erdirebilirler.
Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren
veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.MEVCUT MALİKİN İHTİYACI SEBEBİYLE TAHLİYE
Aşağıdaki maddeden de anlaşılacağı üzere kira sözleşmesini yapan malikin
kendisinin eşinin akrabalarından birinin veya kanunen bakmakla yükümlü oldukları kişilerin
(örneğin:evlatlık çocuğu ) bu durumlarda kiracının tahliyesini malik isteyebilir.
MADDE 350- Kiraya veren, kira sözleşmesini;
1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü
olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu
varsa,
2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya
da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise,
belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya
ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere
uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.
YENİ KİRACININ İHTİYACI SEBEBİYLE TAHLİYE
Taşınmazın maliki bazı özel ihtiyaç ve gereksinimlerinden ötürü taşınmazının kira
sözleşmesi devam ederken taşınmazın. satışını gerçekleştirmiş olabilir ve yeni gelen malik
ihtiyaçlarından dolayı evin boşaltılmasını isteyerek tahliye isteminde bulunabilir.
Bu durumu önlemek için kiracı taşınmaz için kira sözleşmesi yapıldıktan sonra
Notere malikle beraber gidip kiracısı olduğu taşınmaz için kiracı nolduğunadair şerh
yapılmasını isteyebilir bu durumla kendisini yeni gelebilecek maliklere karşı güvenceye
almış olur.
Bu tahliye yoluyla ilgili madde aşağıda verilmiştir.
MADDE 351- Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu
veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi
sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu
kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir
davayla sona erdirebilir.
Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona
erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava
yoluyla da kullanabilir.
KİRACININ YAZILI TAHLİYE TAAHÜTÜ NEDENİYLE TAHLİYESİMADDE 352- Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı,
kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya
veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava
açmak suretiyle sona erdirebilir.
İKİ HAKLI İHTAR İLE TAHLİYE
Kiraya veren kira sözleşmesine uyulmaması sebebiyle kiracıya Noter üzerinden iki haklı
ihtar çekilmesi durumunda kiracıdan evin tahliyesini isteyebilir. Bu ihtarların kira
sözleşmesini ihmal etmesi ya da kanundan doğan kira sözleşmesi hükümlerine aykırı olması
gerekmektedir. Aksi takdirde ihtarlar haklı ihtar olmazlar. Bir sene içerisinde iki haklı ihtar
çekildiği takdirde taşınmazdan tahliyesi istenebilir.
Madde 352-Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve
daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde
kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep
olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı
kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona
erdirebilir.
KİRACININ YÜKÜMLÜLÜKLERİNE AYKIRI DAVRANMASININ KİRA
İLİŞKİSİNİ ÇEKİLMEZ HALA GETİRMESİ
MADDE 316- Kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve
kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle
yükümlüdür.
Kiracının bu yükümlülüğüne aykırı davranması durumunda kiraya veren, konut ve
çatılı işyeri kirasında, en az otuz gün süre vererek, aykırılığın giderilmesi, aksi takdirde
sözleşmeyi feshedeceği konusunda yazılı bir ihtarda bulunur. Diğer kira ilişkilerinde ise,
kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi
hemen feshedebilir.
Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi,
kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe
aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular
bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi
hemen feshedebilir.
Yukarıda madde anlatılan sebepler dolayısıyla da çekilmez hale getirildiği durumda
kiraya veren kiracıdan taşınmazın tahliyesini isteyebilir.KİRA BEDELİNİN ÖDENMEMESİ SEBEBİYLE İLAMSIZ İCRA YOLU İLE
TAHLİYE
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle ilamsız
tahliye yolu, İcra ve İflas Kanunu’nun 269 .maddesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 315.
maddesi hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Kiracının vadesi gelmiş kira bedelini
ödememesi hâlinde kiraya veren, hem ödenmeyen kira alacağının tahsilini hem de kiracının
temerrüt nedeniyle tahliyesini sağlamak amacıyla ilamsız tahliye takibi başlatabilir. Bu takip
yolunda kiraya verenin ayrıca yazılı bir temerrüt ihtarnamesi göndermesine gerek
bulunmamaktadır. İcra dairesince kiracıya gönderilen Örnek 13 ödeme emri, Türk Borçlar
Kanunu’nun 315. maddesinde öngörülen temerrüt ihtarı yerine geçmektedir.
İcra dairesi tarafından düzenlenen ödeme emrinde kiracıya, yedi gün içinde ödeme
emrine itiraz edebileceği, bu süre içinde kira sözleşmesini veya yazılı kira sözleşmesindeki
imzasını açık ve kesin olarak inkâr etmediği takdirde kira sözleşmesini kabul etmiş
sayılacağı bildirilir. Ayrıca ödeme emrinde, konut ve çatılı işyeri kiralarında Türk Borçlar
Kanunu’nun 315. maddesi uyarınca kira borcunun otuz gün içinde ödenmesi gerektiği, aksi
hâlde kiraya verenin hem haciz hem de tahliye talebinde bulunabileceği ihtar edilir. Bu
nedenle ödeme emrinin tebliğiyle birlikte kiracı bakımından biri yedi günlük itiraz süresi,
diğeri ise otuz günlük ödeme süresi olmak üzere birbirinden bağımsız iki farklı süre
işlemeye başlamaktadır.
Kiracının ödeme emrine yedi gün içinde itiraz etmesi hâlinde ilamsız tahliye takibi
durur ve kiraya veren doğrudan tahliye talebinde bulunamaz. Bu durumda kiraya verenin
öncelikle itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurması gerekir. Buna karşılık
kiracı yedi günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz etmezse takip kesinleşir. Ancak
takibin kesinleşmiş olması tek başına tahliye sonucunu doğurmaz. Çünkü kiracının Türk
Borçlar Kanunu’nun 315. maddesi uyarınca kira borcunu ödemesi için tanınan otuz günlük
süre devam etmektedir. Kiracı bu süre içinde kira borcunun tamamını öderse temerrüt
gerçekleşmeyeceğinden kiraya veren ne tahliye ne de haciz talebinde bulunabilir. Ayrıca
yalnızca faiz, icra giderleri veya vekâlet ücretinin ödenmemiş olması da tahliye sebebi
oluşturmaz.
Kiracının ödeme emrine itiraz etmemesi ve otuz günlük ödeme süresi içinde kira
borcunu da ödememesi hâlinde ise temerrüt gerçekleşmiş olur. Bu durumda kiraya veren,
ödeme süresinin sona ermesinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden kiracının
tahliyesini talep edebilir. İcra mahkemesi öncelikle ilamsız tahliye takibinin ve ödeme
emrinin kanuna uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğini inceler. Özellikle takip talebinde
tahliye isteminin bulunup bulunmadığı, ödeme emrinin Örnek 13’e uygun şekilde
düzenlenip düzenlenmediği, ödeme süresinin doğru gösterilip gösterilmediği ve tahliye
ihtarına yer verilip verilmediği araştırılır. Bu hususlarda bir eksiklik bulunması hâlinde
tahliye talebi reddedilir.
Mahkeme, takip ve ödeme emrinin usulüne uygun olduğunu tespit ettikten sonra
kiracının ödeme emrine süresinde itiraz edip etmediğini ve ödeme süresi içinde kira borcunu
ödeyip ödemediğini inceler. İcra ve İflas Kanunu’nun 269/a maddesi uyarınca ödeme emrine
süresinde itiraz etmeyen kiracı, kira sözleşmesini ve takip konusu kira alacağını kabul etmişsayılır. Bu nedenle kiracı artık icra mahkemesinde kira sözleşmesini inkar edemez, kira
borcunun bulunmadığını veya borcun miktarının hatalı olduğunu ileri süremez. Aynı şekilde
takipten önce kira borcunu ödediğine ilişkin savunmasını da icra mahkemesinde ileri
sürmesi mümkün değildir. Çünkü bu tür itirazların ödeme emrine karşı yedi günlük itiraz
süresi içinde icra dairesine bildirilmesi gerekmektedir. Bu aşamadan sonra icra
mahkemesinin inceleme yetkisi yalnızca kiracının ödeme emrinin tebliğinden sonra verilen
otuz günlük ödeme süresi içinde kira borcunu ödeyip ödemediğinin belirlenmesiyle
sınırlıdır.
Kira sözleşmesine ilişkin sözleşmenin feshi ve tahliye yolu bakımından incelemelerimiz bu
şekildedir.İzmir’de bulunan hukuk ofisimiz, şirketinizin mali durumunu analiz ederek size
en uygun yol haritasını çizmek için hazırdır. Daha fazla detay ve ön değerlendirme için
bizimle iletişime geçebilirsiniz.
DAĞLI HUKUK & ARABULUCULUK
